Sağlık Çalışanlarının Ek Ödeme Katsayılarındaki Adaletsizliğe Karşı Hukuk Mücadelemizi Kararlılıkla Sürdürüyoruz

Sağlık Çalışanlarının Ek Ödeme Katsayılarındaki Adaletsizliğe Karşı Hukuk Mücadelemizi Kararlılıkla Sürdürüyoruz

HEP-SEN, ek ödeme sisteminde unvanlara göre belirlenen taban ve teşvik katsayılarındaki adaletsizliğe karşı açtığı davaları kararlılıkla sürdürüyor.

 

Sağlık çalışanlarının emeğini doğrudan etkileyen ek ödeme sisteminde, unvanlara göre belirlenen taban ve teşvik katsayılarının hangi objektif kriterlere göre belirlendiği bugüne kadar kamuoyuna açıklanmamıştır. 

 

Hukuki dayanağı ve gerekçesi ortaya konulmayan bu katsayıların, sağlık çalışanları arasında ciddi ücret adaletsizliklerine yol açtığını düşünüyor ve bu adaletsizliğe karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.

 

Bu kapsamda, Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği'nin birçok hükmünün iptali istemiyle Danıştay nezdinde açtığımız davada; katsayıların hangi bilimsel ve objektif esaslara göre belirlendiğinin açıklanmamış olmasını, birçok sağlık meslek grubunun ek ödeme sisteminde eksik veya hakkaniyete aykırı şekilde düzenlenmesini ve belirsiz kriterlerle oluşturulan uygulamaları yargı denetimine taşıdık.

 

Açtığımız davada, Anayasa'nın 2., 7., 13., 35. ve 128. maddeleri ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 209 sayılı Kanun ve 2577 sayılı İYUK hükümleri referans alınmıştır. Özellikle hemşire unvanlı personelin tıbbi işlemlerin icracısı konumunda olmasına rağmen ham puan hesaplamalarında dışarıda bırakılması, bireysel performans ölçüm ilkelerine açıkça aykırıdır. Ayrıca disiplin cezaları veya uyarılar bahane edilerek taban ödemelerin kesilmesi, 657 sayılı Kanun'da yer almayan yeni bir disiplin cezası yaratılması anlamına gelmektedir ve suçta ve cezada kanunilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

 

Dava dilekçemizde ayrıca, ek ödeme hesaplamalarında kullanılan "hasta memnuniyeti" ve "çalışan memnuniyeti" gibi objektif şekilde ölçülmesi mümkün olmayan kriterlerin hukuki belirlilik ilkesine aykırılık oluşturduğunu, bu durumun idareye geniş ve denetlenemez bir takdir yetkisi tanıyarak sağlık çalışanları arasında eşitsiz uygulamalara neden olabileceğini de ortaya koyduk.

 

Bu hukuki mücadelemiz; hemşirelerden teknikerlere, diyetisyenlerden ebelere kadar pek çok unvanın yok sayıldığı eksik düzenlemelerin iptal edilmesi açısından kritik bir dönüm noktasıdır. Kazanılacak her hukuki başarı, sağlık kurumlarında liyakatin, şeffaflığın ve adaletin tesis edilmesini sağlayacaktır.  

 

HEP-SEN olarak sağlık çalışanlarının emeğinin belirsiz ve gerekçesiz katsayılarla değil; şeffaf, objektif ve hakkaniyetli kriterlerle değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Aynı sağlık hizmetinin sunumunda sorumluluk üstlenen meslek grupları arasında ayrımcılığa neden olan uygulamaların kabul edilmesi mümkün değildir.

 

Sağlık profesyonellerinin emeğinin karşılığını alması için unvan, sınıf ve ayrım gözetmeksizin her platformda mücadeleye devam edeceğiz. 

 

Sağlık çalışanlarının mali ve özlük haklarını korumak için yürüttüğümüz hukuki mücadeleden geri adım atmayacağız. Adil ücret, şeffaf yönetim ve eşitlik ilkeleri doğrultusunda açtığımız davaların sonuna kadar takipçisi olmaya; sağlık çalışanlarının hak ettiği adil ek ödeme sisteminin oluşturulması için mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.